20 Aralık 2014 Cumartesi

2014’de yanımızda taşıdığımız teknolojik gereçler…


Bugünlerde birçoğumuzun çantasında, arabasında bulunan taşınabilir dolum (şarj) cihazları yaşamımızın büyük bir bölümünde etkin halde kullanılıyor. Gün boyu bir toplantıda mısınız? Tüm gece boyu sürecek bir etkinliğe veya bir davete mi gideceksiniz? Şarj durumunuzun tam gün boyunca sizi idare edip etmeyeceğinden endişe mi duyuyorsunuz?

Bulunduğunuz alanda şarj edebileceğiniz bir nokta bulunmuyorsa, ya da bu sorunu sıklıkla yaşıyor ve günün sonunda size ulaşmak isteyen kişiler sizinle iletişime geçemiyorlarsa, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak taşınabilir, şarj edilebilir cihazları kullanmanız kaçınılmaz olmuş demektir.

Size önerebileceğim çok pratik bir gereç olan power bank şarj ünitesi sayesinde bu gibi dertlerden kurtulabilme olanağını bulmaktasınız. Bu minik aygıtı kullanımdan önce şarj ederek, akıllı telefonunuzu veya tabletinizi de bu gereç sayesinde şarj edebilme olanağına sahip olabilmektesiniz. Ayrıca cep telefonu kabı formundan olan şekilleri de bulunan portatif şarj gereçleri de tercih sıralamasında en çok beğeni toplayanlar arasında yer alıyor.


Gün boyu twitter'dan instagram'a; instagram'dan swarm'a geçiş yapıyorsanız, yeni elde edilen verilere göre; her ay ortalama dokuz adet cep telefonu uygulaması kullanmış olduğumuz düşünülürsek, bu süreç içerisinde gün boyu mobilden kullandığımız uygulamaların çokluğuna da bakılacak olursa; telefon şarjlarının uzun süre dayanabilir olması mümkün değil gibi…

Hayatımıza giren cep telefonu ve kamera teknolojileri sayesinde 2013 yılı başlarında öncelikle Amerika’da başlayan kendi fotoğrafını çekerek, paylaşma çılgınlığı olan “Selfie”’yle bizler de geçtiğimiz yıl tanışmış olduk. Özellikle toplu Selfie paylaşımlarının çokça artan grafiği ile pek çok canlı, yaratıcı kareler sosyal medyada yer almaya başladı. Gezi fotoğrafları, grup fotoğrafları, ekstrem spor tutkunlarının paylaşmış olduğu Selfie’ler derken, 2014 yılının son aylarında, hayatımızdaki güzel kareleri daha da kolay çekebilmemiz için tasarlanmış olan, “Selfie Çubuğu” şeklinde tanımlanan yeni bir teknolojik aksam, kısa sürede hayatımıza giren sevimli, sosyalleşmeyi sağlayan gereç olarak karşımıza çıkıverdi.

Özellikle ayarlanabilir kol mesafesi ve oluşturulan açı sayesinde, yorulmadan, eziyet çekmeden, üstelik daha profosyonel selfie’ler çekebilmeye yönelik, ihtiyaç üzerine el monopodlarına uygulanan küçük bir modifikasyon ile bluetooth’a entegre edilerek, her türlü akıllı telefonlarla köprü oluşturulabilmekte; cihazın var olan telefonunuzun bluetooth aygıtı olarak tanımlanmasıyla, selfie çubuğunun üzerindeki bir buton vasıtası ile çekim yapabilir hale gelinebiliyor.


Son üç aydır ülkemizde de çok yaygın olarak kullanılan bu gereç sayesinde, 7’den 77’ye herkesin değişik yerlerde, teknolojiye uyumlu halde kullanıldığına sıklıkla rastlıyorum.

Geçenlerde öğle yemeği için gittiğim bir mekanda orta yaş ve üzeri diyebileceğim bir grubun yemek yedikten sonra buluşmuş oldukları ve o günün anısına fotoğraf çektirmek istemeleriyle;  birden bir bayanın selfie çubuğu gerecini çıkararak, arkadaşlarını selfie pozuna hazırlaması, gerçekten ilk bakışta çok ilgi çekiciydi. Ardından, teknolojiyi bu denli yakından takip ediyor olmaları da ayrıca çok hoşuma gitti. Sanırım yeni nesil anneanne ve babaanneler torunları sayesinde, bu gibi fütürist gereçlerle yarışabilecek kadar teknolojinin içinde bilinçli ve yukarıda bahsettiğim anı kurtaran aksamları kullanır hale gelebilecekler. İzlediğim bu tablo, tüm bunların kanıtı olsa gerek diye düşünüyorum...

Her zaman teknolojinin getirmiş olacağı kolaylıkların, günümüze renk katması dileklerimle…

5 Aralık 2014 Cuma

Türkiye'nin İlk Content Marketing Konferansı'nda Yerinizi Ayırtın!


Türkiye’nin en prestijli blog ödülleri ve ilk Content Marketing Konferansı, Yapı Kredi Nuvo Ana sponsorluğunda 10 Aralık 2014’te InterContinental İstanbul’da ve İKSV Salon’da gerçekleşecek... Blog ve pazarlama dünyası bu günü bekliyor!

37.000’i aşkın yayıncısıyla Türkiye’nin lider yayıncı ağı Bumerang, 4. Kez Blog Oscarlarını sahipleriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Yarışma yüzlerce blog ve websitesinin katılımıyla gerçekleşti ve tam 65.000 sms oyu kullanıldı! Şimdi ise kendi alanında uzman jüri üyeleri kısa listeye kalan blogları değerlendiriyor. Kazananlar ödül gecesinde açıklanacak.

Türkiye’nin İlk İçerik Konferansı

Content Marketing Konferansı, ödül töreni öncesi reklam, pazarlama ve medya dünyasından önemli isimleri bir araya getirecek. Konferans, 10 Aralık Çarşamba günü InterContinental İstanbul Otel’de gerçekleşecek ve içerikle pazarlamadan mobil pazarlamaya günümüzün popüler konuları masaya yatırılacak. Hürriyet Yazarı Ertuğrul Özkök, Google Türkiye Pazarlama Müdürü Özgür Kirazcı, Yapı Kredi Dijital Bankacılık Kanalları Direktörü Evren Şahin, Vodafone Mobil Pazarlama, Sadakat Programları ve İş Ortaklıkları Kıdemli Müdürü Emre Kanaat, Hürriyet Dijital Pazarlama Çözümleri Koordinatörü ve Boomads Kurucu Yöneticisi Haymi Behar, Radikal Dijital Yayın Koordinatörü Ezgi Başaran gibi birbirinden değerli isimler, içerikle pazarlama, 2015’in mobil trendleri, sosyal habercilik, dijital yayıncılık gibi konuları konuşacak.



Ustalardan İyi İçerik Atölyesi

Content Marketing Konferansıyla paralel salonda ise İyi İçerik Atölyesi gerçekleşecek. Alanında uzman isimlerden kaliteli içerik hazırlamanın inceliklerini, sosyal medya takipçilerini artırma tüyolarını dinleyeceğiz. Yola blog yazarak çıkan, kariyerinde bambaşka noktalara gelen isimler başarı hikayelerini anlatacak. Bywonderland.com ve Bayaiyi.com’un kurucuları Oylum & Onur Yüksel, Hurriyet.com.tr yazarı Bahar Akıncı, Instagram Fenomeni Sezgin Yılmaz İyi İçerik Atölyesi’nin konuşmacılarından bazıları...



Ödül Töreni ve Unutulmayacak Eğlence

10 Aralık Gecesi Yapı Kredi Nuvo Ana sponsorluğunda İKSV Salon’da gerçekleşecek ödül töreninde Türkiye’nin en iyi blogları ve birbirinden başarılı ajans ve markalar da ödüllerine kavuşacak. Bu yıl ilk kez Boomads mecra kullanımını en etkin şekilde gerçekleştiren ajans ve reklam verenler 4 kategoride ödül kazanacak.

Ödül töreninin hediye sponsorları D&R, USLA ve Doğan Kitap kazananlara sürpriz hediyeler dağıtacak. Ödül töreninin ardından Türkiye’nin en iyi prodüktör DJ’i Ozan Doğulu sahne alarak katılımcılara unutulmaz bir gece yaşatacak.

Ayrıntılı bilgi ve katılım detayları için: BumerangOdulleri.com #bum14




Bir boomads advertorial içeriğidir.



20 Kasım 2014 Perşembe

2014 yılı sosyal medya lideri: TÜRKİYE

Hayatımızın önemli birer parçası olan teknolojik cihazlar artık yaşamımızın olmazsa olmazlarımızdan.
Cep telefonsuz bir hayat,  bilgisayarsız bir dünya veya internetsiz bir gün geçirmek mümkün değil. Hal böyle olunca hayatımızın merkezi haline gelen teknoloji kullanımının yanı sıra sosyal medyayı da aktif bir şekilde kullanıyoruz.

Geçtiğimiz ay sonunda Google, Türkiye’nin de dahil olduğu 46 farklı pazarda internet kullanım alışkanlıklarını ölçmüş ve karşılaştırmış olduğu Tüketici Barometresi Araştırması sonuçlarını duyurdu. Bu araştırma kapsamında yer alan ülkelerdeki internet kullanıcılarının dijital, mobil, video ve alışveriş alışkanlıklarıyla ilgili iç görüleri aktaran raporda, 2014 yılı sosyal medya kullanımı konusunda Türkiye’nin dünya sıralamasında ilk sırada yer aldığını açıklandı.
                                           2014 yılı sosyal medya lideri:  TÜRKİYE

Google’ın paylaşmış olduğu bu raporda, ülkemiz genelinde interneti ne şekilde ve ne amaçlı kullandığımızı gösteren grafikler ve info grafikler de paylaşılarak yayınlandı.

Türkiye’deki internet kullanıcılarının ne şekilde internette zaman geçirdikleri üzerine kısa bir sanal tura çıkalım:
Türkiye’deki internet kullanıcılarının büyük çoğunluğu (bizler) her gün on-line oluyoruz. On-line olma oranı en yüksek yüzde 84 ile, 16-24 yaş aralığındaki kullanıcılara ait iken, 55 yaş üzerindeki internet kullanıcılarının, her gün on-line olma oranı da yadsınmayacak şekilde artış göstererek yüzde 62’lere ulaşmış durumda.

Tabi ki bu yaştaki internet kullanımının yükseliş sebepleri arasında, akıllı telefon kullanımının bu yaş grubundaki kişilerce hayli yaygın halde kullanılıyor olması büyük bir etken. Türkiye geneline baktığımızda ise; 2012 yılında akıllı telefon kullanımımız yüzde 14 iken, bugün yaklaşık üç katına çıkarak, yüzde 39’lara ulaşmış olduğunu görüyoruz.

Peki, akıllı telefonlarımızla en çok neler yapmayı seviyoruz? Tabi ki en severek etkileşime geçtiğimiz alan fotoğraf çekmek. Selfie (özçekim), filtreli fotoğraf, kolaj, ‘food porn’ derken sürekli fotoğraf çekiyoruz. Kullanıcıların yüzde 66’sı fotoğraf çekmek için akıllı telefonlarını kullandıklarını söylerken, müzik dinlemek ve oyun oynamak için kullandıklarını belirten kesim ise yüzde 53 oranında.

Bunların yanı sıra, gün içerisinde izlediğimiz videoları da unutmamak lazım. Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 41’i günde en az bir kere on-line video izliyor. Araştırma sonucunda, izleyicilerin yüzde 77’sinin videoları bir video sitesinden veya ilgili uygulamalardan izler hale geldiğini de gözlemleyebiliyoruz.

Bu aşamada mevcut teknolojiyle alışveriş alışkanlıklarımız da değişti. Artık alışveriş süreçlerimizi de akıllı cihazlardan yönetebilir olduk. Google raporuna göre, Türkiye’de alışveriş sürecinin herhangi bir aşamasında araştırma yapmak için akıllı telefonunu kullananların oranı yüzde 37 iken; bu oran ABD’de sadece yüzde 21 dolaylarında.

Araştırmaya katılan tüketicilerin, son cep telefonunu internet üzerinden satın aldıklarını belirtenlerin oranı yüzde 32 olup, ülkemizde bertaraf edilemez bir çoğunluğun alışverişlerini dahi internetten yaptığını bu sonuçlara bakarak söyleyebiliyoruz.

Mevcut teknolojik gelişmeler sayesinde ve var olan dünyaya adapte olabilmek için hepimiz internet kullanmıyor muyuz? Kimimiz az, kimimiz çok kullandığını belirtse de ihtiyaçlarımız dahilinde kullanmak durumunda olduğumuz günümüz iletişim aracı internet, yaşamımızın önemli bir gereksinimi ve artık hayatımızın odağında yer alır halde…
Hele ülkemizin var olan konjonktürü içerisinde interneti, elimiz, kolumuz kadar etken bir şekilde kullanıyor ve onsuz bir yaşam düşünemez hale geldiğimiz ne yazık ki artık bir gerçek.



31 Ekim 2014 Cuma

Doğa Koleji Sponsorluğunda “EVLİYA ÇELEBİ ve ÖLÜMSÜZLÜK SUYU” Filmi İzleyicisi İle Buluşuyor!

Türkiye'nin ilk 3D Animasyon filmi olma özelliği taşıyan "Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu", izleyicileri 17. yüzyıldan günümüze uzanan heyecanlı ve eğlenceli bir yolculuğa çıkaracak.

14 Kasım’da vizyona giren film, Nil Nehri’nde başlayarak günümüz İstanbul’unda devam ediyor. Filmde en çok dikkat çeken karelerin başında ise birebir modellenmiş olan Galata Kulesi, Sultanahmet, Eminönü, Karaköy, İstanbul Boğazı'nın yer aldığı sahneler geliyor.

Filmin seslendirmesinde ise Haluk Bilginer, Ahmet Kural, Murat Cemcir, Nurseli İdiz, Engin Alkan ve Sevinç Erbulak gibi pek çok başarılı isim yer alıyor. Vizyondayken izlemenizi öneririm...

24 Ekim 2014 Cuma

Artık, sen nereye kitapların oraya: CALIBRO

                                                                                             
Benim gibi okumayı seven biriyseniz, yaklaşık 15 gündür İstanbul’un otobüs duraklarını süsleyen kitaplı otobüs durakları sizin de dikkatinizi çekmiştir.  İlginç bir açıkhavareklam kampanyası olmasının yanı sıra geçen hafta basınlansmanını gerçekleştiren, Türkiye’nin e-kitap okuyucusu Calibro'dan bahsetmek istiyorum.



Var olan kitap okuma alışkanlığımızı uzun bir süredir değişiklik göstererek, yeni bir okuma kültürünü bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ediniyoruz. Bu da hayatımıza giren dijital ürünler sayesinde gerçekleşiyor. Bu ürünlerden bir tanesi de e-kitaplar. Ülkemizde, e-kitap araçları yurt dışında yaşayan kişiler kadar yaygın kullanılmıyor. Bunun sebepleri arasında Türkçe elektronik kitaplarının azlığının da etkili olduğunu biliyoruz.

Binlerce kitaplığı, kütüphaneyi metroda, işte, okulda, tatilde şezlongunuzda, çantanızda; her yerde yanınızda taşıyabileceğiniz bir Calibro var artık… 
On-line kitap dünyasında yer alan Babil.com tarafından tasarlanan ve desteklenen Türkiye’nin tamamen yerli yatırımıyla, yüzde yüz Türkçe dil hakimiyetine sahip Calibro e-kitap okuyucularıEkim ayında online olarak satışa sunuldu. 

Özellikle Türkçe kitaplara ulaşma ve okuma fırsatı sunan bu araç; kağıt doğallığında ekranı, pratik menüsü, not alabilme özelliği ve de okuduğunuz metindeki beğendiğiniz kısımları sosyal medya da paylaşma imkanları gibi birçok özelliği içinde barındırıyor.Ayrıca uzun süreli batarya ömrü ve Sesli Sözlük desteği ile hayli farklılaşan bir ürün olduğunu da gözlemleyebiliyoruz.

Yukarıda saymış olduğumuz özelliklerden dolayı Calibro standart bir tabletten farklı olarak karşımıza çıkıyor. Özel ekran ve E- ink teknolojisiyle piksel mantığından çok farklı olarak dijital mürekkep teknolojisini sunarak; 2 saatten daha fazla süreyle yorulmaksızın okuyabileceğiniz bir ortamı bize ve gözlerimize sunmayı amaç edinerek kullanıcı dostu bir ürün olma özelliğiyle de kullanıcının sağlını da önemsediklerini ifade ediyorlar. Bu ürün sayesinde yaklaşık 3 bin kitabı da içinde barındırabiliyor olması da kitapseverler için de dijital bir veri ortamına aktarılıyor olması, ayrıca yararlı bir özellik olarak sunuluyor.

Teknolojik anlamda gelişen bu dijitalleşme sürecinin de kitap okuma alışkanlığına olumlu etkisi olduğunu düşündüğümüz de (kitap kokusunun ortadan yok olmasını saymazsak) kitapla haşır neşir olamayan çocukları, kişileri bu tarz araçlarla daha çok okumaya özendirebilirizyeni kitapların dijital ortama kaymasıyla yeni bir okur - yazar kitlesinin bile edinilebileceğini düşünüyorum.

Bu nedenle ülkemizde yerli bir markanın geliştirmiş olduğu bu girişimin devam etmesini, meraklıları için faydalı olmasını umuyorum ve daha önemlisi birçok yerli girişimin sağlanmasıyla bizim de daha uygun fiyatlarla bu tarz ürünlere ulaşabilmemiz konusunda fayda sağlanabileceği fikrindeyim.
Yazımı sonlandırmadan önce Calibro’nun kitap dünyasına eğlenceli girişini anlatan stop- motion tekniği kullanılan reklam filmini seyretmenizi de öneririm:  http://www.youtube.com/watch?v=T-uJmvPUtFU&feature=youtu.be

Hiçbir şey, iyi bir kitap kadar keyif veremez, heyecanlandıramaz, ilham veremez, teşvik edeme, eğitemez, büyüleyemez veya eğlendiremez…

Keyifli okumalar dilerim,




22 Ekim 2014 Çarşamba

İş Dünyasında Dönüşümü Keşfedin...

Akıllı bir çağa adım atarken, iş süreçlerini dijital döneme hazırlayan kuruluşlar ile operasyonlarını mevcut haliyle sürdürenler arasında önemli uçurumlar oluşacaktır. Rekabet ortamında fark yaratmak için verileri analiz eden, kurum içi işbirliği yönetimini benimseyen, mobil yeteneklerden yararlanan, dinamik ve esnek Bilgi Teknolojisi altyapısına sahip olan şirketler birkaç adım önde olacaklar.


Hangi alanda olursanız olun, yönetmiş olduğunuz markanıza katma değer sağlayacak alanlarda gelişmeleri takip ediyor olmak çok önemli. 

Bu nedenle bende 23 Ekim Perşembe günü IBM BusinessConnect 2014 -Wyndham Grand Hotel İstanbul'da etkinliğine katılacağım.

Etkinliğin detaylı programı için : 
http://www-01.ibm.com/software/tr/solutionsconnect/istanbul.html






İşinizin & Markanızın dönüşümünde:
  •     Finans Yöneticisi olarak, pazarlama departmanını mevcut verilerden aldığınız öngörülerle daha karlı müşteri segmentlerine yönlendirin.
  •          Pazarlama Yöneticisi olarak, dijital kanalları optimize edip müşterilerinizin web sitenizin neresinde, ne kadar zaman geçirdiğine göre kişiye özel ürünler sunun.
     
  •          İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak, yetenek yönetimi otomasyonu ve çalışan işbirliğine odaklanıp verimli bir iş gücü yaratın.
  •        Operasyon Yöneticisi olarak, ekiplerinizin verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek için elinizdeki verilerden ileriye dönük öngörü elde edin.
  •     Bilişim Teknolojileri Yöneticisi olarak, iş birimlerine analitik, bulut bilişim, mobilite ve sosyal iş konularına liderlik edin.

    Kendi bulunduğunuz sektöre yarar sağlayacak süreçleri dinleyebilirsiniz. Ben kendi sektörüm için Pazarlamayı kapsayan oturumları ve iş dünyasının teknolojiyle birlikte hızla nasıl geliştiğini dinleyeceğim. Etkinlik sonunda paylaşımları sizlere de aktarmaya çalışacağım.

    ***Anlık paylaşımlarım için twitter hesabımı takip edebilirsiniz: 
    https://twitter.com/RiellaVaron

15 Temmuz 2014 Salı

Eğitim Sistemimizdeki E-Dönüşüm


Ülkemizde en son teknolojik gereçlere sahip olmayı dijitalleşmenin ve hatta kalkınmanın birinci unsuru olarak kabul ediyoruz. Dizüstü bilgisayarımız ya da tabletimiz yanımızdaysa, son çıkan Galaxy telefonun kendisi cebimizde ve süper akıllı saati de kolumuza takmışsak, teknolojiden hayli nasibimizi aldık demektir.

Hazır öğrenciler, yaz tatiline girmişken ülkemizdeki eğitim sistemi içinde yer alan e-dönüşüm uygulamalarına bakmaya ne dersiniz?

Yazı tahtaları kayboluyor

Çocukluğumuzdaki tebeşirli kara tahtalar yerlerini beyaz yazı tahtalarına bırakalı çok zaman oldu. Şimdi ise beyaz yazı tahtaları ise interaktif akıllı tahtalara bırakıyor. Böylelikle öğrencilerdeki not tutma alışkanlıkları da farklılık göstererek not tutma yerine, ders notlarını kaydedip verisel şekilde saklayabiliyorlar. Akıllı tahtalardaki soruları interaktif bir katılımla da yanıtlayabiliyorlar. Bağlı bulunan printer’lar sayesinde akıllı tahtada yer alan ders notlarının çıktılarını alarak, bastırabiliyorlar bile…

Okul koridorlarını süsleyen panolar geçmişte kalıyor

Tarih, Edebiyat ve önemli haftalarda öğrencilerin kendi oluşturdukları panoları hatırlıyor musunuz? Öğrencilerin belirlenen bir konuda yazdıkları komposizyon veya yaptıkları resimler panolarda asılı kalmıyor. Yapmış oldukları çalışmalar artık okulların web sitelerinde yer alıyor ve daha çok görünür ve paylaşılır hale geliyor.

Klasörlere elveda

Artık defter, klasör, dosya taşımaya ihtiyaç kalmadı. Bir dizüstü bilgisayar ya da tablet ile öğrenciler kaydetmek istedikleri bilgileri rahatlıkla kendi sistemlerine yükleyebiliyorlar. Ayrıca kullanıcılara on-line ortamda dosya yaratıp aynı şekilde paylaşabilme olanağı da sunulabiliniyor.

İnteraktif ders kitapları

Eski tarih, coğrafya atlaslarımızın yerini üç boyutlu animasyonlar, ders konu anlatımlı videolar ve genel konuları öğrenmeye yardımcı diğer materyallere yer veren internet tabanlı siteler de bulunuyor.

E-kitaplar

Ders kitaplarından bahsetmişken; e-kitaplar, e-okuyucular ve tablet bilgisayarlardaki gelişmiş özelliklerin, okullarda gitgide daha yaygın hale geldiğini görebiliyoruz. Yakın gelecekte öğrencilerin artık ders kitaplarını taşımayarak tüm akıllı cihazlar sayesinde eğitim olacakları yadsınamaz bir gerçek.

Tabletle eğitim

Fizik, kimya, biyoloji gibi uygulamalı derslerde de eğitim materyali şeklinde, kullanım amaçlı tasarlanan özel tabletler de eğitim müfredatının bir parçası olarak; dijital içeriğe sahip tüm verileriyle, öğrencinin tüm eğitime dayalı çalışmalarını da kayıt edebilme ortamı sunuyor. Çok sayıda uygulamanın eğitim sektörü için kullanılabilir hale getirilebilmesine olanak sağlamaktadır. Bunu yanı sıra, tabletlerin bir diğer önemli özelliği de, otizm gibi özel eğitim gereksinimine ihtiyaç duyan çocuklar için öğrenme deneyimini daha kolay hale getirebilmeye yönelik uygulamalar da büyük önem taşımaktadır. 

Veli-Öğrenci Platformları

Okullardaki internet tabanlı bilişim platformları sayesinde, öğrenci ve velilerin okul içi entegrasyonuna yardımcı olan bu sistemlerle, öğretmenler, öğrenciler ve veliler bu platformu kullanarak; ev ödevleri hakkında konuşabiliyor, sınav dönemlerini, öğrencinin durumunu dijital ortamdan takip edebiliyorlar.  Ödev paylaşımları gerçekleştirebiliyorlar ve çalıştıkları özel projeler üzerinde kendi aralarında iletişime geçmeyi sağlayan bu program sayesinde öğretmen, veli ve öğrenci üçgeninde sağlıklı bir iletişimin devam etmesi sağlanabiliyor.

Eğitimdeki dönüşümü özetlememiz gerekirse; tüm bu teknolojik yaklaşımlarla harmanlanarak eğitim sistemimize öğretmen, öğrenci ve veli olarak ayak uyduruyor olmamız kaçınılmaz bir gerçek. Bu aşamada yapılan tüm teknolojik destekleyici bu gibi işletim hizmetleri, doğrudan eğitim sistemimizi etkiler hale geldiğinden; sözkonusu geçişe hızlıca ayak uyduran eğitim kurumlarının, güncel anlamda dijital eğitim modellerini kurarak bu yönde eğitim vermeye başladıklarını da gözlemlemekteyiz. İlerleyen teknolojik gelişmeler sayesinde, eğitim sistemimize dahil olacak yeni konsept ve modellerin yaşamımıza ne gibi katkılar sağlayabileceğini ilgiyle bekliyorum.